Definede Cin var mıdır?

  • Definede Cin var mıdır?

     

    CİN-DEFİNE İLİŞKİSİ
    Definecilik yapanlar eğer “Cin’’ faktörüne inanıyor ve tedbir yoluna gidiyorlarsa; onları üç safhada problemler bekliyor demektir:

    1-Kazı öncesi
    2-Kazı esnasında
    3-Emanetin alınması ve sonrasında

    Arayıcılar başlıca bu üç noktada sıkıntı yaşamaktadırlar. Çoğu kişide başarı yada başarısızlığını bu alanda yaptığı çalışmaya bağlamaktadır. Esasen bu konudaki sıkıntının asil kaynağı, definecinin yeterli bilgiye sahip olmamasıdır.
    Peki; ardı ardına üç noktada yaşana bu sıkıntıların kaynağı ve mahiyeti nedir?

    CİNLERİN DEFİNEYİ KORUMASI:
    Anlaşılacağı üzere cinlerle insanlar arasında bazen direkt, bazen endirekt(dolaylı)bir bağlantı olduğuna dinsel açıdan bir inanç taşınmaktadır. Bu gerçek, çok uzun çağalardan beri insanoğlunun gündeminde bulunduğu için ,her devrin insanı az veya çok cinle uğraşanlarla temas kurmaktan uzak kalamamıştır.Bunda inançların olduğu kadar içinde yaşanan toplumların kültürel etkisi de büyüktür.
    Banka ve koruma sistemlerinin hiç bulunmadığı çok eski çağlarda saklanacak parası veya eşyası olan insanlar, onu en iyi saklama yeri olarak ya gizemli yerlerdeki kayalar, ormanlık alanlar ya da işaretlerle yeri belirlenebilecek arazi parçalarını seçmişlerdir. Yaşadığı dönemde de gizliliğe riayet ederek kimselere görünmeden ve özelikle konuşmadan parsını gömen insanoğlu, ayrı bir tedbire daha başvurmuştur. Bu da o günkü bilgiler ve uygulamalar doğrultusunda parasını tılsımla, büyüyle‘alınmaz-bulunmaz’ hale getirmektir.
    Töreleri, inançları ve adetleri ne olursa olsun bu insanlar büyük ekseriyetle paralarını cin aleminden oluşan muhafızlara teslim etme geleneğini sürdürmüşlerdir.
    Koruma sahiplenme olayı üç şekilde gerçekleşmektedir.
    DEFİNENİN KORUNMASI
    TILSIM UYGULAMASI
    SONRADAN SAHİPLENME
    SAHİPSİZ GÖMÜLER  

    Şimdi bunları kısaca açıklayalım. Ancak bu açıklamalara geçmeden önce yine belirtelim ki, yukarıdaki sınıflandırma ve buna bağlı açıklamalarımız, herhangi bir şekilde pozitif bilim tabanına oturmayan, bununla beraber İslam inancı açısından da herhangi bir ilim dalı içinde şekillenmeyen tespitlerdir. Konumuza kaynak olan hususlar ise tamamen folklorik ve anonim ifadelerdir.
    1-TILSIM UYGULAMASI
    Yukarıda da işaret ettiğimiz gibi, banka benzeri bir koruma yolunun olmadığı eski çağlarda, kendimizi o devrin insanı yerine koyarsak; gömme dediğimiz işlemin haklılığını da görmüş oluruz. Eski çağ insanı elindeki para ve mal varlığını gömerken iki hususu ön plana çıkarıyordu.
    -Ben saklarken başkası görmesin, başkası almasın,
    -Sakladığım yeri bulmam için işaret, iz koymam lazım.
    Konumuz olması nedeniyle birinci şıkkı biraz açalım.
    Çok tabii olarak saklanacak(gömülecek) mal ve para varlığı kıymet ifade ettiği içindir ki kimseler tarafından bilinmemesi gerekir. Bunun için eski çağ insanı parasını gömerken ıssız, sessiz ve gözden uzak bir mahalli seçecektir. Bu nedenle de kimsenin olmadığı bir anı, büyük bir ihtimalle de gece vakitlerini seçecektir. Bu; kendi mantığı açısından haklı ve doğru bir yoldur. Burada bizi ilgilendiren husus; malın korunmasına yönelik alınacak tedbir konusudur. Sakladığı malın başında 24 saat bekçilik yapamayacak olan eski çağ insanı, görünmeyen alemdeki muhafızların yardımına başvuracaktır. Bu; “Cinlerin bekçiliği”nden başka bir şey değildir.
    Gömücü kendisi biliyorsa, bildiği metotlarla bu işi yapar. Değilse yaşadığı dönemin bu işte uzmanı olan cinci, büyücü vasıflı bir kişinin yardımıyla sakladığı paranın başına cinleri koruyucu olarak görevlendirir. Bunların sayısı kullanılan tılsımın cinsine göre bir veya birden çok fazla olabilir. Bu; definenin büyüklüğü ve önemi ile de yakından ilgilidir.
    Yaratılışı itibariyle belirli dua ve kelimelerin çok sayıda tekrarı ile temas kurulan cin taifesi, bu bekçiliği rahatlıkla yapabilmektedir. Bunun süresi asırlarca dahi sürebilir. Burada bir başka inanış da şudur; Cinler, yaşamları için ihtiyaç duydukları enerjiyi diğer yollarla birlikte altının radyasyonundan temin etmektedirler. Bu da cinlerin muhafızlık yaparken mutluluk duyacakları ayrı bir husustur.
    Burada asıl olan gömü üzerine manevi işlem yapan kişilerin dinli ya da dinsiz olmaları değil, cinlerle temas kurma bilgisine ve onları kullanabilme dirayetine sahip bulunmalarıdır. Geçmişte bu işi yapanlar Yahudi, Süryani, Hristiyan ve Mecusi her inanıştan insanlar olabilirler. Hatta ateistler de bu işi yapabilirler. Bu hiç fark etmemektedir. Bu işi yapan insanlar“Azaim” dediğimiz ilim dalıyla uğraşıp cinleri hizmetlerinde kullanabilen insanlardır. Emir altına alınan ve bizim “Hüddam” dediğimiz bu varlıklar, artık aldıkları emir doğrultusunda ve sahiplerinin üzerine çıkabilecek bir güç olmadıkça, bekçiliğini yaptıkları emaneti bir başkasına kesinlikle vermezler, veremezler. Ölümleri ve sakatlanmaları pahasına da olsa bu değişmeyecektir.
    Bu durumu böyle belirttikten sonra, yapılan büyü ve tılsım işleminin mahiyeti, yöntemleri yapanları hakkında açıklamaya geçelim;
    a-Kilise paralarına yapılan tılsımlar. Genelde kiliselere devam edenlerin ayin sonrasında, çıkış esnasında kilise için yardım mahiyetinde bıraktıklarıyla, derebeylerin ya da diğer idarecilerin pay olarak papazlara gönderdikleri paralar için yapılan büyüdür. Bunlara kahinlerin yaptıkları dinsel içerikli diğer büyüleri de katabiliriz. Bu paralar çok büyük ihtimalle kilise ayin salonunun alt kısmında bulunan papaz odasında saklanırdı.
    Birde idareci konum yüklenmiş olan papazların –ki bu papazlar çok varlıklı kişiler olurdu-mezarları yakınına gömülen paralar için yapılan büyülerdir. Daha ziyade geç Roma vb. Bizans dönemleriyle, ermeni yaşantısı olan bölgelerde bu durum sıkça görülür. İşte bu türden olan para, ziynet eşyası gibi gömülere papazların ve kahinlerin en kuvvetli biçimde uyguladıkları “papaz büyüsü ” ya da “kara büyü” denilen yöntem uygulanırdı.
    Tılsımları büyü yöntemleri bugün artık bilinen bu işlerin yapıldığı yerler, kazı esnasında çok zaman problem çıkarır. Buralarda kazı ile beraber yılan, zenci adam, köpek vb. canlı mahlukat çalışanların karşısına çıkabilir.
    b-Devlet paralarına yapılan tılsımlar: Devlet idarecilerinin yada önde gelen toplum liderlerinin çoğu kez devlete ait yada savaş ganimeti olan paralara yapılan tılsımlardır. Mahzen, mağara veya kayalık korunakların benzeri yerlere sakladıktan sonra, çalıştırdıkları insanları öldürerek tılsım yapılır. Tılsımın çözümü bu tür yerlerde insan kanı istemektedir. Zira gizliliği sürdürmek üzere insan kanıyla “bağlılık” sağlanmıştır. Böyle yerlerden para alan insanların çok kısa zaman içinde bela ve musibetlere maruz kaldıklarını, ardından ölüm haberlerini bu işle uğraşanlar sıkça duyarlar.
    c-Kişisel define tılsımları: Gayrı Müslim din adamlarının define üzerine cin çağırarak onları paraya bekçi yapmalarıdır. Burada daha ziyade; papaz büyüsü, karanlık büyü, kan büyüsü, hayvan(yılan, kurt, ejderha vb.) büyüsü, ifrit tılsımı, utarit büyüsü gibi pek çok uygulamalar yapılır. Bunların her birinde çok sayıda cin muhafız bulunmaktadır. Bu sayı 7 ile 21 arasında olabileceği gibi bir ordu halinde de olabilir. Cinler padişahının koruması altında da olabilir. O takdirde değil defineyi almak, yanına sokulmak dahi riskli olabilir.
    Ancak bağı yapan insanların metodunu bilen insanların, aynı güç ve dirayetinin olması şartıyla bu tür tılsımlar çözülebilir. Definecilerin zaman zaman tılsım çözdürmek için yanlarında götürdükler “hoca” denilen bazı kişilerin çarpılma sebebi de budur. Olur olmaz birkaç dua öğrenenin yapacağı iş olmadığını bilmek gerekir. İşin ağırlığını bakımda gören kişiler ise bu tür yerlere gitmekte ayak diretirler. Bu tür büyüler mezarda yatanlara ve bırakılan armağanlara uygulanır.